Köşe Yazıları

SON OSMANLI FENER USTASI SADULLAH TURACI USTA

2 dakikada okuyabilirsiniz.

Günümüzde süs eşyası olarak balkonlarımızı ve bahçelerimizdeki çardakları süsleyen fener, eskiden bir evin olmazsa olmazı, derin sohbetlerin edildiği insanlığın demlenmesinde en önemli aydınlatma ve ışık yayma aracı idi.
Şair Abdürrahim Karakoç Mihriban şiirinde
“Yar, deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban” diyor. Lambada titreyen alevin tutuşturduğu tutkuyla ustaların eserlerine yansıttığı  güzelliğin ürünüdür çeşit çeşit fenerler. Bu fenerlerin ışığında günümüzde yalnız kalan insanı sıcacık aleviyle saran ve ısıtan, bazen yüzünde gülümseme bazen iki damla yaşın aktığına şahittik eden  fenerlerin  yolculuğunu “Yaşayan Efsaneler İlk Tek ve Son Ustalar “ kitabında yer alan 45 ustadan birisi olan Sadullah Turacı ustam anlatacak. Denizde ve karada bize yolumuzu aydınlatan ve gecemize ışık olan fenerin hikâyesini son Osmanlı fener ustası Sadullah Turacı ustam  dükkanında yaktığı idare lambasının ışığında Tokat’a Dair sayfası okuyucuları için anlattı.
1951 Tokat doğumlu, Sulusokak’ta büyüyen Sadullah Usta‟nın asıl mesleği radyo tamirciliği. 25 yıldır tenekeden (sac)fener yapan Tokatlı tek usta. Yıllar sonra bu mesleğe ilgi duyuyor ve bu zanaatı geliştirerek bahçelere süsler, lambalar, aynalar, fenerler yapıyor. Evli, 4 çocuk babası olan usta, zanaatçıya verilen değerden dem vuruyor. “El emeğiyle yapılan sanatı çok hor görüyorlar kızım, gereken değeri vermiyorlar. Çünkü kıymetini bilmiyorlar ki. Hâlbuki insanlar ustayı ve ustanın yaptığı işi takdir etseler çok daha verimli çalışacağız. Takdir görmek, takdir edilmek dünyalara değiyor, bizleri motive ediyor. Hayat okulunda okudum. Bu sanatı öğrendim. Bizler zanaatkârız. Taşhan‟daki bu dükkânlarda zor üretiyoruz ve kıt kanaat geçiniyoruz. Büyüklerimiz, devlet yetkilileri bizden dükkân kirası almasınlar, bizlere destek olsunlar. Gelen turistlere biz de el işçiliği ile ürettiğimiz fenerlerden satarak Tokat’ın tanıtımına katkıda bulunuyoruz. Zaten çok da turist gelmiyor. Meraklısı alıyor fenerleri, bahçelerini ve teraslarını süslemek için. Fenerleri renkli camlarla süsledim yandığında rengarenk ışık saçıyor. Ebatları ve büyüklükleri farklı, boy boy mekana göre üretim yapıyorum. Bazen aynalarlada süslüyorum fenerleri. İnsanoğluda Ayna misali yansıtmalı güzelliği. Yani okumalı, bilgi sahibi olmalıyız ki aydınlatabilmeliyiz etrafımızı.
Çocuklarımı evlendirdim, boş durmamak için çalışıyorum ve üretiyorum. 67 yaşındayım, hamdolsun sağlığım yerinde. Yetkililerden gerekli desteği bekliyoruz.” diyor. Sadullah usta.
Zanaat, yaptığın iş seni farkına varmadan sabırla yoğuruyor ve sevgiyle pişiriyor. İnsanın kâmil olma yolculuğunda en büyük desteği elindeki zanaatıyla hemhal olması, üretmesi, insanlığa, ailesine ve kendisine faydalı olmak için çabalarken değer görmek ve tenekeye değer katmak elbette ki ustanın işi. Âşık Veysel‟in dediği gibi:
“Beni hor görme kardeşim,
Sen altınsın ben tunç muyum?
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım?”
Yeter ki emek ver. Çamura şekil veren, demiri döven, altını
işleyen tenekeyi de kıymetlendirip insanlığın hizmetine sunamaz mı?
Teşekkürler Sadullah Ustam.
-Çırak yetişmiyor.
-Son Osmanlı fener ustası.
-Sanatçıya gerekli değer verilsin istiyor.
Bige insan son Osmanlı Fener Ustası Sadullah Turacı ustamı Taşhan da ikinci katta bulunan dükkanında ziyaret edebilirsiniz ve ürettiği güzel eserlerden alabilirsiniz. Ayrılma vakti geldiğinde bizde en eski lamba olan İDARE lambasından bir tane alıyor ve sohbeti için teşekkür ederek işlerinde kolaylıklar diliyoruz. Tokat’a Dair sayfası okuyucularıyla bir ustanın hikayesini daha paylaşmanın mutluluğuyla satırlarıma son verirken  hoşçakalın takipte kalın diyorum.
Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…
Selamlar sevgiler saygılar…
Dünya Köylüsü
Sosyolog Yazar
Ayla Bağ

Tags: , ,

Şunlar da hoşunuza gidebilir

Kadim Şehrin Ustaları 5 – Çömlekçi Kazım Usta
Üniversite öğrencileri Tokat’tan ne kadar memnun?

Bakmalısın…

Menü